Film Analizleri‎ > ‎

The Interpreter (Çevirmen)

The Interpreter (Çevirmen) Filmi Eleştirisi/Analizi
The Interpreter, Sydney Pollack, 2005

    BM'de 'sessiz barış'ı sağlamanın yolu olarak gördüğü, 'diplomasiyi uygulama'ya kendini adamış olan Silvia Broome'un (Nicole Kidman) kardeşi Simon, memleketleri olan Güney Afrika'da öldürülür. Silvia bu olaylar esnasında boş BM salonunda tesadüfi olarak bir konuşmaya şahit olur; 2 kişi Matobo başkanına BM konuşması sırasında suikast yapmaktan bahsetmektedir. Duyduklarını güvenliğe anlatan Broome'a gizli servis inanmaz. Onun geçmişi sorgulanır ve Broome'dan şüphelenilmeye başlanır. Broome'un yalan makinesinden geçmesi ve gizli servisten Tobin Keller'la (Sean Penn) olan diyaloğu Broome'un pozisyonunu daha net olarak gözler önüne serer: Broome her ne kadar ailesinin ölümünden sorumlu devlet başkanından nefret etse de planlı bir intikam motivasyonu da yoktur. Ancak kardeşinin ölümünü haber aldığında planları değişecektir.


    Eşini yeni kaybetmiş Keller'la sevdiklerini yakın zamanda kaybetmiş ama farklı dünyaların insanları olarak özgün bir ilişki kuran Silvia, suikast olayının açıklık kazandığı ve bunun düzmece bir oyundan ibaret olduğunun ve devlet başkanının popülaritesini ve dayanıklılığını artırmak için güvenlik şefince planlandığının ortaya çıktığı dakikalarda, devlet başkanı ile yalnız olarak güvenli bir odaya girmeyi başarmıştır. Ancak Keller onu bu infazdan vazgeçirmeye çalışabilecek tek kişi olacaktır ve bu çabasında da başarılı olur. Silvia yine de sınır dışı edilecektir ve eşini yeni kaybetmiş Tom'la aralarındaki bağ belki de 1 yıllık yas sürecinden sonra derinlik kazanacaktır. 


    İntikamın yas tutmanın kolay yolu olduğu gibi bir konuyu insani bir hikaye ekseninde anlatan film, 2 yaralı insanın hikayesini, bir devlet başkanının güç kazandığında aldığı insanlık dışı hal ve güç için yapılan savaşları arka plana almak suretiyle bizimle paylaşıyor. Karakterlerin hüznü bence filmi biraz esaret altına alıyor, ancak gerçekçilik adına bu durumun da kabul edilebilirliği söz konusu. Filmin impakt etkisinin pek olmaması ana fikriyle de bağdaşıyor aslında: intikam almak kolay yoldur, hüzünden aczedilebilmek içinse affetmeyi tercih etmek gerek; hayatın her zaman adil olmadığını görmek mutlu bir sondan daha gerçekçi değil mi?



Filmin Fragmanı: