Film Analizleri‎ > ‎

A Perfect World (Kusursuz Dünya)

A Perfect World (Kusursuz Dünya) Eleştirisi/Analizi

A Perfect World, Clint Eastwood, 1993



     İki suçlu hapishaneden kaçar. Biri azili bir sosyopat, ahlaksız bir serseri iken; diğeri fazla konuşmayan, serseri olmaktan ziyade yolunu kaybetmiş gibi görünen bir bedbahttir. Kaçışlarından sonra uğradıkları yerleşim yerinde kopardıkları gürültü sonucu Yehova şahidi bir ailenin babasız 3 çocuğundan biri olan Phillip'i rehine olarak alıp yollarına devam ederler.

Yol üzerinde, beraber kaçtığı sosyopattan kurtulmak için duaci olduğu belli olan bedbaht kahramanımız Robert Haynes (Kevin Costner), Phillip'e rahatsızlık vermesi sebebiyle bu serseriyi öldürür. Sonrasında ise Philliple, peşlerinde tecrübeli bir şerif (Clint Eastwood), maço bir FBI ajanı ve bir bayan kriminoloğun olduğu macera dolu bir yolculuğa başlarlar. Bu yolculuk boyunca Philliple aralarındaki bağ giderek kuvvetlenir. Anlaşılır ki kahramanımızın geçmişi, onu çocuklara karşı duyarlı bir hale getirmiştir, ancak dışardan durum farklı görünmektedir: Masum bir çocuk, katil bir hapishane kaçkını tarafından kaçırılmıştır ve hayatı tehlikededir. 


     Bu süreçte kahramanımız ile şerif arasında geçmişe dayanan bir bağ olduğunu öğreniriz. Şerif kahramanımızın henüz çocukken işlediği basit bir suçtan dolayı o dönemde dört yıl hapis cezasını almasını sağlamıştır. Bunun sebebi ise aksi takdirde erkenden salıverilecek olan çocuğun, her türlü suça bulaşmış babası tarafından suçun içine çekileceğini düşünmüş olmasıdır. Yani o zamanlar bir çocuk olan kahramanımızı haksız bir şekilde 4 yıllığına ıslah evine göndermiştir. Şerifin kendi tabiriyle bu ıslah evi iyi bir yerdir, hatta suç isleyip buraya gelen çocuklardan "rahip olan bile olmuştur". Bu şekilde kahramanımızın yolunu şaşırmış bir bedbaht olduğunu daha da iyi anlarız. Şu andaki amacı ise küçükken ailesini terketmiş babasının kendisine Alaska'dan göndermiş olduğu kartpostalı takiben babasını bulmak üzere Alaska'ya gitmektir. Kısacası babasız büyüyen bir çocuğun baba figürüne ihtiyacı hem kahramanımızın bu gizli ajandası dolayısıyla, hem de babasız büyümekte olan Phillip'in kahramanımızla arasındaki ilişkinin bir nevi baba oğul ilişkisine dönmesiyle vurgulanmış olur.

    

    Sonuçta Haynes'in bir cinayet daha işlemek üzere olduğunu düşündüğümüz sırada, Phillip bu duruma engel olmak için onu vurur ve sonrasında gelişen trajik olaylar sonucunda da yaralı Haynes; Phillip'e zarar vereceği zannedilerek maço FBI ajanı tarafından tüfekle vurularak öldürülür. Kahramanımızı küçüklüğünden beri yakinen takip etmekte olan şerifin sözleri kapanış gibidir: "Neyin doğru olduğunu bilmiyorum. Hiçbir şey bilmiyorum."


    Robert Haynes, hayat tarafından hapishane yollarına sürüklenmiş, çocukluğu travmalarla geçmiş bir kişi olarak, Phillip'e gösterdiği tavır; onun çocukluğunda eksik olan herşeyin farkında olduğunu bizlere dramatik bir şekilde gösterir aslında. Kahramanımız, iyi ve uysal ruhlu biri olarak yaşadığı eksiklikleri Phillip'e yaşatmak istemeyen, aksine onun ihtiyaçlarını derin bir empatiyle kapatmaya çalışan bir kişidir. Kendisinin de belirttiği üzere hayatta zarar verdigi topu topu iki kişi olmuştur. Bunlardan biri zamanında annesine, diğeri ise bu macerasında Phillip'e rahatsızlık veren kişilerdir. Kısacası sadece mazlum kişilere zulmeden kişilere zararı dokunmuştur, ancak bu konuda en önemli kusuru; duyduğu öfkeyi bastıramaması ve bu durumlarda karşısındakini öldürmeye kadar giden bir nefrete bürünmesidir.


    Suçluyu suça neyin ittiği, kimin sorumlu kimin kurban olduğu, basitçe neyin daha iyi, neyin daha kötü olduğu ile ilgili kararların verilmesinin aslında birbirinden ne kadar belirsiz sınırlarla ayrılmış kontrast durumları içerebildiğinin gösterildiği filmde; tecrübeli şerif açısından baktığımızda, hayatta bazı şeylerin iyi niyetle de olsa basit bir şekilde manipüle edilemeyecek kadar kompleks olduğunu görürüz. Kısacası, iyi olduğu sonucuna vararak haklı kıldığımız fikirlerimiz, daha büyük bir düzende yani hayatta aynı anlamı ifade etmeyebilir. 


    Güzel manzaralar eşliğinde, Clint Eastwood'un klasik haline gelmiş "liberal doğruluk arayışı" yaklaşımının bir başka insani hikayesi olan A Perfect World güzel bir film deneyimi olarak izlenmeyi hakediyor.



Filmin Fragmanı:




Comments